Fatih’in Truva’nın İntikamını Alma Öyküsü I İstanbulun Fethi

Osmanlı Tarihi
Osmanlı Tarihi

İstanbulun Fethi

Constantinople, Yeni Roma, Eis Ten Polin ve son olarak İstanbul; Roma İmparatorluğu’nun yeni başkenti olması için 1. Konstantin tarafından seçildi. Konstantinopolis, Avrupa’nın en güneydoğudaki uzantısını oluşturan, kısmen üçgen şeklindeki bir yarımadanın üzerine kuruluydu. Yarımada güneyde Marmara Denizi, kuzeyde ise Haliç’le çevriliydi ve şehir, MS 447’de İmparator Theodosios tarafından inşa edilen güçlü surlarla korunmaktaydı.

Son Bizans İmparatoru ve ailesi, İstanbul’un altıncı tepesinin Haliç’e inen yamacında kurulu Blakhernai Sarayı’nda ikamet ediyorlardı.

Blakhernai Sarayı
Blakhernai Sarayı

Konstantinopolis’in karşısında Pera olarak bilinen bağımsız Galata şehir devleti vardı ve Cenevizliler tarafından yönetiliyordu. İstanbul’un fethi o güne kadar olabilecek bir şey değildi, kimse ihtimal vermiyordu, sadece bir kişi dışında…

Osmanlı Tarafı

Batı’nın ve Bizanslıların düşüncelerinin aksine Osmanlı tahtında kendinden ve hırslı bir sultan oturuyordu. Sultan Mehmed, kendini Büyük İskender’in hikayeleriyle ve Roma İmparatoru Jül Sezar’ın hayatını anlatan eserlerle kendini hırslandırıyor, bir an önce Ayasofya’da namaz kılmak istiyordu. Sultan Mehmed, Latinler gibi İstanbul’a zarar vermek istemiyor, aksine tüm zamanlarda baki kalacak bir eser ortaya çıkarmak istiyordu.

Sultan Mehmed’in ilk yılı düşünülenin aksine çok sakin geçti. Sultan, Bizans’a harekete geçtiğini belli etmek istemiyordu ve bunun için Bizans’a kaybettikleri Ereğli’yi bile geri vermiş, Bizans halkı da bundan mutlu olmuştu, tabi bu mutlulukları hisarın yapılışına kadar sürmüştü.

Osmanlı Tarihi
Osmanlı Tarihi

Bizans Tarafı

II. Mehmed, genç yaşta ikinci kez tahta çıktığında, Batı dünyası ve Bizanslılar rahat bir nefes almıştı. Deneyimsiz gördükleri Sultan Mehmed’in kendileri için bir tehdit olamayacağını ve barışçıl bir politika izleyeceğini tahmin ediyorlardı fakat hiç de öyle olmadı. Bunu, Sultan Mehmed’in 1451 yılında Anadolu hisarının karşısına, boğazın en dar yerine bir hisar yaptırmak üzere harekete geçince anlamışlardı. Hatta Hıristiyan ahali, “artık Konstantinopolis’in son günü geldi, milletimizin mahvı çanları çalmaya başladı. Deccalın günleri geldi, ne olacağız ey Tanrım? Canımızı al ki, bu kulların şehrin mahvını kendi gözleriyle görmesinler; senin düşmanların bu şehri muhafaza eden azizler nerededir demesinler” diye ağlaşarak dualar ediyordu.

Savaş Hazırlıkları

İmparator Konstantin’in Hamleleri

Galata yönetiminde olan Cenevizliler, başta kudretli Osmanlı’dan korkup tarafsız olmayı düşünseler de dayanamayıp dostlarına yardım için Haliç’i geçip şehrin savunmasına katılmışlardır. Şehri savunmaya gelenler sadece Cenevizliler değildi. Katalan cemaati ve denizcileri, İskoç bir paralı asker olan Johannes Grant ve kendi devletine karşı savaşan Şehzade Orhan vardı.

istanbulun fethi tarihi
Osmanlı tarihi

İmparator Konstantin, şehrin durumunu ve yardım gelmezse dayanamayacaklarını biliyordu. Bundan dolayı Venedik Senatosu’na elçi gönderdi ve yardım istedi. Avrupa ise Bizans’a yardım edecek durumda değildi çünkü kendi sorunlarıyla uğraşıyordu. Osmanlı’nın ve Sultan Mehmed’in en büyük şansı Avrupa’da savaşın sürmesi ve Kutsal Roma İmparatoru III. Frederik’ti. Frederik, Hristiyan aleminin durumunu düşünmek yerine daha boş şeyler ile ilgileniyordu, oğlunun sünneti gibi işlerle uğraşıyordu.

Sultan Mehmed’in Hamleleri

Sultan Mehmed ise İstanbulun fethi için hazırlıklarını tüm hızıyla sürdürüyordu, önce son dönemlerin hesaplarını gözden geçirdi ve alacakları tahsil etti, böylece büyük bir gelir toplamış oldu. Kuşatma sırasında herhangi bir sorunla uğraşmak istemeyen Sultan Mehmed her şeyi ince ayrıntısına kadar hesap ediyordu. Bunun için Macarlarla antlaşmalar yaptı, Sırp Despotu’nun kızı üvey annesi Mara’yı babasının yanına geri gönderdi ve ona Osmanlı-Sırp sınırında birkaç yer verdi. Bundan dolayı Sırp Despotu Georg, kızına verilen toprakların ebediyyen onda kalacağını umut ediyordu. Kendisi dışında kalan tek kişi olan Şehzade Orhan için Bizans’a 300 bin akçe vereceğine dair söz verdi. Venedik ile de barış antlaşmasını yenilemişti, aslında bunların hepsi geriye doğru atılan bir adım gibi görünse de ileriye doğru atılacak çok büyük bir adımın işaretiydi.

Sultan Mehmed, diğer devletlerle ilişkilerinin yanı sıra kendi devletinde de düzenlemeler yapıyordu. Önce Yeniçeri Ocağı’na el attı ve Yeniçeri Ağası Kurtçu Doğan değnek cezasına çarptırıldı ve görevden alındı. Bu durum, Çandarlı Halil Paşa’nın da otoritesinde sarsıntıya sebep oldu. Bizans’ın gelir kaynağı olan Boğazlardaki gümrük vergilerini elinden almak istiyordu, bundan dolayı da atası Yıldırım Bayezid’in yaptırdığı Anadoluhisarı(Güzelcehisar)’ndan sonra Boğazkesen(Rumelihisarı)’i inşa ettirdi. Buraya Firuz Ağa komutan tayin edildi ve 400 asker emrine verildi. Buna karşılık olarak da Bizans, İstanbul’daki Türkleri esir alarak misilleme yaptı ve bunun üzerine haziran ayında savaş açıkça başladı.

İstanbulun Fethi
Rumeli Hisarı Neden Yapıldı?

Savaş Süreci

Sultan Mehmed, İstanbulun fethi için önce Bizans’ın kıyı kasabalarına saldırdı ve buraları çok kısa sürede ele geçirdi. Epibados, Misivri Kalesi, Silivri, Marmara Ereğlisi, Yeşilköy ve Ahyolu Osmanlıların eline geçti. Bunların üzerine Bizanslılar korku ile surların içinde saklanırken, Bizans İmparatoru çaresizlikten Avrupa’dan tekrar yardım istedi ve kardeşlerini Avrupa’ya göndermeye niyetlendi ve dostu Francis’i Kıbrıs Kralı’na haber göndermekle görevlendirdi.

İstanbulun Fethinin Nedenleri
İstanbulun Fethinin Nedenleri

Bu sırada Sultan Mehmed, Gelibolu’da büyük bir filo toplama başladı. Tarihçi Kritovulos şöyle anlatır: “Ordudan çok filoya önem verdiği için mürettebatı Asya ve Avrupa’daki kıyı kasabalardan geçti. Söylendiğine göre 350 tane gemi vardı ve başka amaçla kullanılanlar bu sayıya dahil değildi.” Modern hesaplamalara göre bu sayının üçte biri kadar olduğunu söylenir. Mart ayında Sultan Mehmed, 80.000 askeri -modern otoritelerin sayımıyla- ve büyük, yenilmez topçu birliği ile kuşatma için hazır bulunuyordu, Sultan Mehmed ve ordusu Bizans’a sadece sekiz kilometre uzaklıktaydılar. Sultan Mehmed’in karşısında ise askerleri ile şehrini savunacak İmparator Konstantin ve 5000 askeri bulunuyordu, buna daha sonra Ceneviz’den gelen Giustiniani ve 700 askeri eklendi.

1 Nisan 1453’te Paskalya Yortusu kutlandı ve ertesi gün Osmanlı öncü birliği göründü. Bizans’ten küçük bir kuvvet surların dışına çıkıp hemen birliğe cevap verdi fakat arkalarından daha büyük bir kuvvet gelince şehre geri dönmek zorunda kaldılar ve bir daha hiç çıkamadılar, artık sadece şehri savunmaya başladılar. Bunun üzerine Sultan Mehmed, iyice yaklaşmaya başladı ve otağını Theodosis surlarının orta kısmında, St. Romanos Kapısı (Topkapı)’nın dışına ve Mesoteikhion’un tam karşısına kurdu ve Fatih, İstanbulun fethine yavaş yavaş yaklaşıyordu.

Büyük Osmanlı filosu da Baltaoğlu Süleyman Paşa’nın komutasında, Beşiktaş açıklarında demirlenmişti. Osmanlı padişahı Sultan Mehmed, son kez şehre elçiler gönderdi ve teslim olmalarını söyledi. Tarihçi Kritovulos’a göre, Sultan Mehmed, “Antlaşmayla şehri teslim ederlerse, tüm mallarıyla birlikte güven içinde yaşayabilir ve huzur içinde işlerine devam edebilirler” dedi. Bunun üzerine yanıt olarak “Başka bir antlaşma yapmaya hazırız, fakat şehri teslim etmeyeceğiz.” dendi.

6 Nisan’da Fatih’in topları şehri bombardımana başladı ve güneş battığında Kharisios Kapısı hasara uğradı fakat Bizans gece suru onarmayı başardı. Bunun üzerine Sultan Mehmed, kuşatmayı erteleme kararı aldı. Sultan Mehmed’in durmaya niyeti yoktu bu sefer de Haliç’in ağzında şiddetli bir çarpışma oldu. Grandük Notaras’ın adamları saldırıyı püskürttü ve Osmanlı filosu geri çekilmek zorunda kaldı.

20 Nisan’da, dört gemi Bizans’a yardım için geldi ve Fatih, hemen Baltaoğlu’na gemileri yakalamısını emretti. Buna rağmen gemiler Türk kuvvetlerini atlattı ve Haliç’ten içeri girdi. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmed, Baltaoğlu’nu görevden aldı, yerine Hamza Bey’i geçirdi ve dahice planladığı savaş hilesini harekete geçirdi. 22 Nisan’da yetmiş iki parça gemiyi yola döşenmiş yağlı kızaklar üzerinden öküzlerle çekip Çeşmeler Vadisi’nden (Bugünkü Kasımpaşa) Haliç kıyısına indirdi. Bunu gören Rumlar korkudan ve telaşdan ne yapacaklarını şaşırdılar.

İstanbulun Fethi
İstanbulun Fethi

İstanbulun fethi için kuşatma tüm hızıyla devam ediyordu ve Bizans artık erzak konusunda sıkıntı çekiyordu, bundan dolayı Venedik’ten yardım istendi. Venedik yardım edeceğini iletti fakat bir türlü yardım gelmiyordu, bunun üzerine İmparator Konstantin, 3 Mayıs gecesi gizlice bir guleti Haliç’ten çıkardı ve Venedik konvoyunu aramaya gönderdi. 23 Mayıs’ta bir Venedik guleti fark edildi. Türk savaş gemilerinden oluşan küçük bir filo yakalama gönderildi fakat Venedik gemisi kaçtı ve şehre girdi. Başta Bizanslılar bunun yardım gemisi olduğunu zannettiler fakat yirmi gün önce gönderilen gemi olduğunu fark ettiler. Bunun üzerine İmparator Konstantin şehre geri dönen kaptana ve tayfasına teşekkür derken ağladı ve artık şehrin tek umudunun İsa, Meryem ve Aziz Büyük Konstantinos olduğu söyledi. Sultan ve ordusu saldırıyor, İmparator ve Bizans halkı dayanmaya çalışıyordu.

istanbulun fethinin sonuçları
İstanbulun Fethinin Sonuçları

28 Mayıs akşamı Sultan Mehmed, Theodosios surlarını baştan sona at sırtında gezdi ve birliklerini kontrol etti. Ardından ordugahı gezip askerlerine moral verdi. Bu arada Bizanslılar sona geldiklerinin farkındaydılar, Haghia Sophia (Ayasofya)’da şehrin kurtuluşu için dua etmeye başlamışlardı. Sultan Mehmed, 29 Mayıs’da saat iki civarı İstanbulun fethi için saldırı emrini verdi. Birinci dalga olarak başıbozuklar saldırıya geçti iki saatlik bir çarpışmadan sonra geri çekildiler. İkinci dalgada ise Anadolu piyadeleri saldırıya geçti ve peşlerine Urban’ın ateşlediği büyük bir top güllesi Mesoteikhion’un dış surunda gedik açtı ve Türk piyadeleri buradan şehre girmeye başladılar. Bizanslılar bir şekilde piyadeleri durdurdular, bunun üzerine Sultan Mehmed yeniçerileri öne sürdü ve onlara şöyle seslendi: “Dostlar, şehir bizimdir! Bizimdir! Bizden kaçıyorlar! Surda kimse kalmadı! Biraz daha gayretle şehir alınır! Tüm gücünüzle gayret edin ve ben de yanınızdayım!”

İstanbulun Fethi Tarihi
İstanbulun Fethi Tarihi

Yeniçeriler iç sura sızmışlardı, bunu gören İmparator Konstantin, onları durdurmak için yiğitçe savaşıyordu ama yine de onlara engel olamadı ve Blakhernai Sarayı’nda ay yıldızlı Türk bayrağı dalgalanıyordu. Öğlen olmadan tüm şehir noktaları temizlendi, hayatta kalanların çoğu Venedik gemileri ile kaçtı ve Rumları kaderleriyle baş başa bıraktılar.

29 Mayıs 1453 tarihinin ikindi vaktinde Sultan Mehmed, Edirne Kapı’dan şehre girdi. Kapıdan geçerken askerler onu Fatih ilan ettiler. Hatta Edirne Kapı’daki bir tabelada şöyle yazar:”Koca Fatih örf-i izafetiyle ayağında gök rengi çizmesiyle katıra binip elinde Muhammed’in kılıcını kaldırıp ‘Koma gaziler! Huda’ya hamdolsun ki Fatih-i Konstantiniye oldunuz’ deyu pür-silah yetmiş seksen bin güzide asker ile Konstantin sarayına yürüdü”

İstanbulun Fethinin Sonuçları
İstanbulun Fethinin Sonuçları

Öneriler: Osmanlı İmparatorluğu Hakkında Kitap Önerisi

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz